Kayıtlar

Sokaklar Konuşursa...

Resim
Sokakların da bir dili var. Her gün yüzlerce yaşanmışlık izi bırakılıyor sokaklara. Kimi zaman bir kağıt parçası, kimi zaman bir not, kimi zaman da sokağın gerçek sahipleri :) Böyle ufak ayrıntılar yakalayınca mutlu oluyorum... Bir çöpün gülen yüzünü görünce mesela... Ya da o ilaç alınmış mıdır diye meraklanıyorum mesela, paraya sevdasını yazan arkadaşla birlikte dertleniyor, "Goptum yaa" diyenle kopuyorum... Şehrin duygularının dışavurumunu duvar yazılarında görüyor, bir sokak köpeği ile birlikte üşüyorum.  Avatar filminde bir ağaç ile tüm gezegen canlıları birbirine bağlanıp, birbirini hissediyordu. Biz öyle gelişmiş, öyle gezegenimizle barışık bir tür değiliz ama biz de paylaşıyoruz be duygularımızı... Kalpten kalbe bir yol buluyoruz. Hiç tanımasak da birbirimize dokunuyoruz. Aynı taşları, aynı havayı, aynı evi paylaşıyoruz. Üstelik mavi bile değiliz... 

Lügat Kafe

Resim
Cebeci'de bir konsept mekan daha keşfettik. Keşfettik yanlış oldu. Zaten bilinen bir yer ama biz anca gidebildik diyelim. Lügat Kafe, eski bir mimari yapının modern dokunuşlarla bir kitap-kafe olarak tasarlanmış hali. Aslında mekan da, mimari de, ortam da hiç fena değil. Ama konumunun verdiği bir sıkıntı var. Ulaşımı kolay değil. En azından bizim için öyle. Tam önünden ya da yakınından dolmuş geçiyor mu bilmiyorum ama metro ile gidip, dikimevi durağında inip, arka sokakta banliyö üst geçidinden geçip birazcık yürüdük. Öyle "canımız istedi hadi gidelim" denilen bir yerde değil maalesef. Ancak etrafında bir çok yurt ve kampüs olduğu düşünülünce amacına hizmet ediyordur rahatlıkla. Özel ders çalışma alanları ve minik kütüphaneleri var. İçinde bir de güzel bir kafe var. Bazı noktalarını biraz bakımsız buldum açıkçası biraz daha özenilebilir. Fikir güzel...

Meryem...

Resim
Geçen yaz İzmir gezimizde okumuştum bu kitabı. Tam Meryem Ana Evi'ni ziyaret öncesi okunması gereken bir kitap. Evin bulunuş hikayesi çok ilginç. Konuyu bilmeyenler için çok da bahsetmek istemiyorum. Sürpriz olsun. Ama iyi ki okumuşum dedim. Anlatım dili çok akıcı, Ata Nirun kitaptan ziyade bir belgesel sunuyor bize. Güzel kurgulanmış, heyecanı artan ve belgelere dayalı bilgiler içeren bir kitap. Onun sayesinde Meryem Ana Evi'ne gittiğimde neye, ne şekilde bakacağımı daha iyi biliyordum. 

Gerekli Şeyler

Resim
Ankara'da bir çizgi roman dükkanı keşfettim. Çocukken Zagor, Teksas ve Tom Miks okumuşluğum vardır ama çok da çizgi roman kültürüm var diyemem. Daha çok özel konsept dükkanlar ilgimi çekiyor diyebilirim. Örgü örmememe rağmen, Erdoğan Düğme'den ve Şık Düğme'den çıkmamam gibi...Neyse konumuza dönelim.  Kocatepe' de Gerekli Şeyler isimli sevimli bir dükkan keşfettim. İkon oyuncaklar, çizgi romanlar ve üst katında da nispeten bilim-kurgu kitapları var. Meraklısı için kesinlikle "Gerekli" bir dükkan. Şu yakınlarda sinemaya gitmek istiyorsanız, Kızılay Büyülü Fener' den bilet alın, seans saatinden biraz önce oralarda olun ve tam karşısındaki bu dükkanı gezin derim. 

Ememem Flacking

Resim
Projeyi duyunca çok sevinmiştim. Biter bitmez de tura başladım ve Paris Caddesi' nden Kızılay'a bir güzergah ayarlayarak beş eseri de gördüm. Çok güzel ve yaratıcı bir performans bu. Bir yandan da bana Antik dönem mozaik sanatını, bir yandan da uzak doğunun kusurlar ile barışık felsefesini anımsatıyor. 

Rembetiko Efsanesi...

Resim
Yine aylar öncesinden bir anı... Bir klasiği daha yaşadık. Uzun zamandır merak ettiğim bir oyundu. Kadrosu, müzikler, metin, orkestrası ile bütün olarak çok eğlendiğimiz bir oyun oldu. Oldukça iyi bir prodüksiyondu. CSO'da da ilk tiyatro deneyimim oldu ve hiç de fena değildi. Kayıtlara geçsin :)

Saraçoğlu Mahallesi...

Resim
Mahallenin yenilenmesi aşamasında çok reklamı yapıldığı için biraz beklentimiz yükselmişti. Güzel bir eğlence ve kültür merkezi olacağını düşünmüştük. Sanat galerileri, kafeler... eğlenceli, etkinlik dolu bir ortam bekliyorduk. Maalesef beklentimizi çok karşılamadı... En azından şimdilik. Belki de her şeyin yerli yerine oturması için zamana ihtiyacı vardır. Yaz akşamları için fena bir ortam değil aslında ama tek aksiyon yapay göl etrafında gezmek ve çevresindeki mekanlarda kahve içmek. Ben bir iki kez ders çalışmak için gittim fena değildi. Yine de aksiyon açısından sınırlı bir yapısı var. Ayrıca mahalledeki binaların bazılarının tamamlanmamış olması ve tamamlananların da yarısının boş olması bir "eksiklik" hissettiriyor. Belki de Kızılay'ın çehresinin değişimine bir başlangıç olur. Umutla destekliyorum...